Anasayfa » Makaleler »
 Akıl tek başına yeterli midir?
AKIL TEK BAŞINA YETERLİ MİDİR?
Tarih : 30.07.2020 17:10:41
Okunma Oranı : 169

















       Akıl, Tek Başına Yeterli Midir?

     Günümüz gençliğinin büyük çoğunluğu,  iyi bir eğitim almayı ve meslek edinmeyi önceliklerinin ilk sırasına koymayı tercih etmektedir. Önceliklerine ulaşmak için ise kimi
gençler aklını kullanmayı tek ve yeterli ölçüt olarak görmektedir.

      Eğitim, gençler için bizatihi önemlidir ve olmalıdır. Gençler, bilginin oldukça önemsendiği örgün eğitim kurumlarında eğitimlerini ders çalışarak ve birçok sınavı aşarak tamamlamaktadırlar. Eğitim müfredatı içerisinde bilginin öncelenir hale dönüşmesi gençler arasında aklı (us) ön plana çıkarmaya neden olmuştur. Gençler atacakları her adımda sadece akıllarını kullanarak sorunlarının çözüleceğini ve her istediğine ulaşabilmede aklın yeterli olacağını düşünmektedirler.

      Okuyup üniversiteyi kazanmayı gözden çıkaran kimi gençler ise hayallerine ticaret yoluyla ulaşmayı öncelemektedir. Ticari faaliyetlerinde kar etmesi için yine aklını iyi kullanması lazımdır.  İleriye dönük ince hesaplar yapması, yeri geldiğinde risk almayı bilmesi gerekmektedir.

      Gençlerin etrafını saran hatta onları büyüleyen birçok göz alıcı değişkenler vardır. Hızla değişen moda,  markalı elbiseler, yüz ve cilt bakım ürünleri, full artı full otomobil edinme isteği, kariyer yapma hayalleri, iştah kabartan alışveriş mağazaları ve cezbeden pırıltılı sözler… Gençleri, farkına bile varmadan hazzın doruğuna ve gösterişin kucağına doğru iter. Bütün bu sayılanlar akla uygun gelmekle beraber gençlerin duygularını da okşamış olur.    

       Aklının her konuda yeterli olduğunu düşünen bazı gençler, kendisini cezbeden bu dünya için değerlerini ve ilkelerini bir kenara bırakıp dikkate almayabilmektedir. Helal haram dengesiymiş, hakkımla kazanmalıymışım ya da alın teri harcamalıymışım düşünceleri bazı gençler için havada uçuşan boş sözler haline gelebilmektedir.

       İnsanlar arasında bazen, “Aklını kullan be kardeşim!” denir. Bize verilen akıl nimetini elbette en verimli şekilde kullanacağız. Fakat “Senin hiç merhametin yok mu”, “Ne kadar da vicdansızsın!”, “Sadece kendini düşünüyorsun” gibi cümleleri de kendimize söyletecek bir duruma düşmemeliyiz.

       Rasyonel, pragmatist ve pozitivist düşünceyi bünyesinde barındıran akılcı yaklaşım, yaşamak ve mutlu olmak için aklın tek başına yeterli olacağını düşünür. Böylelikle sahip olunması gereken inanç ve ahlak değerleri, kültür ve medeniyet birikimleri, gelenek ve görenekler önemsiz ya da daha az önemli hale gelmiş olur.

        Bununla beraber tek başına aklın yüceltilmesi, insanda ben (ego) duygusunu abartılı hale getirip mükemmeliyetçi kişilik yapısına dönüştürebilir. Bunun sonucunda beklenmeyen davranışlar sergilenebilir. Sağlıklı kararlar alabilmek için akıl ile kalp dengesi korunmalıdır. Günlük gelişmelere aklın yanında kalp gözüyle de bakabilmeliyiz. Akıl ve kalp dengesini koruyabilen toplumlar sağlıklı büyür ve gelişirler. Sadece çevresindeki insanlara değil kendi toplumları dışındaki dünya insanlarına da huzur ve esenlik kaynağı olurlar.

        Diğer türlü dünyamızın giderek kirlenmesi, ekolojik dengenin bozulması, silahlanma yarışlarına milyarlarca dolar para harcanması, yoksul ve aç insanların görmezden gelinmesi ve milyonlarca insanın göç eder hale gelmesi akıl ile kalp dengesini kuramayanların maneviyat ikliminden yoksun kalmalarının bir sonucu değil midir?

        Bugün Vanımızda insan kaçakçılığında rasyonel hesaplar yaparak, “Bu işte iyi para var” deyip onlarca insanın ölümüne sebep olmak kalp penceremizdeki merhametten yoksun oluşumuzun en acı tezahürüdür. İnsan kaçakçılığı, uyuşturucu trafiği, tefecilik vs. sorunlar bizlerin kanayan yarası değil midir?   

        İnsan çevresiyle birlikte vardır ve anlamlıdır. İnsanlığın tarihten gelen birikmiş ortak aklı, kültür ve medeniyeti temsil eder. Bu bakımdan ortak aklı her zaman korumalıyız. Bizi biz yapan inançlarımıza ve değerlerimize sahip çıkmazsak, Allah korusun! Sosyal duyarlılıklarını kaybederek bireysel haz ve ihtiraslarının peşinden koşan bir nesle dönüşebiliriz.
                                                                                                                                                       

                                                                                                     Burhan İÇGÜLEÇ

    Yazı ile ilgili tüm sorumluluklar yazarın şahsına aittir.                
ALT SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
Şehir :
::
TAKVİM