Anasayfa » Haberler » Genel »
 Anadolu platformu teşkilat şurası kayseri'de yapıldı
ANADOLU PLATFORMU TEŞKİLAT ŞURASI KAYSERİ'DE YAPILDI
Tarih : 10.09.2019 15:13:40
Okunma Oranı : 18
 












    Anadolu Platformu Teşkilat Şurası 07-08 Eylül tarihlerinde Kayseri’de İlim Hikmet Vakfı’nın ev sahipliğinde yapıldı. Şuraya; Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz, İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, Anadolu Öğrenci Birliği (AÖB), Anadolu Platformu Teşkilat Birimi, Öğretmen Birimi, Ortaöğretim Birimi ve Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) il temsilcileri ve yöneticileri katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan şurada Anadolu Platformu Genel Sekreteri Ömer Büker’in bilgilendirme konuşması yaptı. Büker, Anadolu Platformu’nun sayısız organizasyona imza attığını belirterek konuşmasında şu hususlara değindi; “Anadolu Platformu olarak hizmetiçi eğitimler, kamplar, teşkilat buluşmaları, yaz okulları, seminerler, konferanslar, projeler, kitap kafeler ve daha birçok programı icra ediyoruz. Yıl içersinde yoğun ve dinamik bir şekilde faaliyetlerimizi planlıyoruz. Tabi süreç içersinde birtakım değerlendirmelere ihtiyaç duyuluyor. Yetiştirdiği gençlere, fikri olan insanıyla, ortaya koyduğu insan/aile merkezli anlayışıyla, katılımcı meşveret, kurumsal önderlik ilkesiyle yapılanmamız örnekliğine devam ediyor. Teşkilatımız da her geçen gün yenilenerek büyümeye devam etmektedir. Türkiye’nin birçok ilinden gelen siz teşkilat temsilcilerimiz ile bugün burada güzel bir birlikteliği yaşamaktayız. Sizlerin ortaya koyduğu çabalar bu hareketi insanlık adına bir umut haline getirmektedir” dedi.
Bilgilendirme konuşmasının ardından Teşkilat Şurasına Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir’in açılış konuşması ile devam edildi. Aldemir konuşmasında şunları söyledi; “Burada Türkiye’nin birçok yerinden derdi olan, yüreği olan, gördüğü dertlere, sıkıntılara yüzünü dolayarak gitmeden bu benim derdim diyen kardeşlerimizle bir aradayız. İnsanlar değişir yüzyıllar boyu. Fakat insanlık hikâyeleri hep aynıdır. Hep garip vardır, guraba vardır, mazlum vardır, itilmiş vardır, ötekilenmiş vardır. İşitilmek, görülmek, fark edilmek isteyenler vardır. İşte bu teşkilat bu fark edilmek isteyenlerin sesidir, sözüdür. Onun için burada 290 kişi, teşkilat başkanlarımız var, 60 ayrı derneğimizin başkanı var. Anadolu Öğrenci Birliğinin gençleri var. 70’in üzerinde üniversite sorumlusu kardeşimiz var.

     Geçen hafta Anadolu Öğrenci Birliğinin Türkiye kampı vardı. Öğrencilerimiz memleketi konuştu, üniversitelerimizi konuştu, ne yapacağımızı konuştu. Diğer taraftan ortaöğretimde o gençlere kendi evlatları gibi emek harcayan yürekli ağabeyler, anneler, ablalar, öğretmenler var. Dünyada tek öğrenci dahi boynu bükük kalmışsa ben mutlu olamam diyen, adeta Allah’ın sorunluluklarını insanlara taşıyan bu çağın davetçileri var. Bu topraklarda kadınların hikâyeleri çok büyük. İslam medeniyetinin beklide insanlık tarihine getirdiği en büyük açılım insanı cinsiyetine göre ayırmayıp şahsiyeti merkeze almasıdır. Hz. Peygamberin Mekke’nin o ortamından insanlığa verdiği en büyük ses ve söz budur. Onun için biz Hz. Fatımaları, Hatice annemizi, Hz. Aişe’leri ve ondan sonra gelen nesillerin bugüne tekabül edip omuz omuza, kardeşçe mücadele eden AKADDER’in 60’a aşkın ilden gelen temsilcileri var.

   Diğer taraftan öğretmenlerimiz var. Harıl harıl okulları eğitime hazırlıyorlar. Bu ülkeye dair bizim sözümüz var, derdimiz var gidelim konuşalım. Okullar sadece devletin insafına terk edilecek yerler değildir. Devlet ortamları oluşturur, insanları tayin eder. Ama orada insanların yüreğine öğretmenler dokunur, imar eder. Daha birçok birimden arkadaşlarımız var.

    İnsanı yeniden insanlığı ile buluşturmak, insanı yeniden Rabbi ile coğrafyası ile bu dünyadaki sorumlulukları ile buluşturmak. O eşrefi mahlûkatı bu çağın idrakine nasıl çalışırızı konuşmak. Burada konuşacağız, tartışacağız. Burada birbirimizden aldığımız ortak değerlerle inşallah bir umut olarak döneceğiz. Neden bu hizmet içini gerçekleştirdiğimizi hepimiz kafamızda somut hale getirmemiz gerekir. Platformun önümüzdeki yılki öncelikleri ne olacak? Herkes aklına göre mi konuşacak yoksa bir sistematikle mi hareket edeceğiz. Burada ortak hedeflerimizi birlikte belirlemek ve somutlaştırmak için atölye çalışmaları yapacağız. Gençleri bu süreçlere nasıl katabiliriz? Buna cevap arayacağız. Gençlerin ihtiyaçları bizim gördüğümüz, bizim zamanımızdaki gibi mi? İçinde yaşadığımız toplumun dertleri ne? Evlatlarını terör örgütlerine, uyuşturucuya, fuhşa yığınlarca babanın sesini duyabilirsek biz var oluruz. Bunlara ne diyeceğiz? Bizim teşkilatlarımız yaşadığı şehrin vicdanı mıdır? Mağdurların buluşma yeri midir? Varoşlardaki itilmişlerin merkeze gelmek için başvurduğu yer midir?

    Diğer taraftan yol yürürken bizi değerli kılacak yol azıklarımız var. Dert çok, düşman organize. Göreceksiniz ki aradığımız düşman uzakta değil. Bu hedeflerimizi gerçekleştirirken en büyük düşmanımızın yine kendimiz olduğunu acı bir şekilde yüzleşeceğiz. Nelerden uzak durmalıyız? Çünkü hayatta toplumun önüne çıkmışız bir derdimiz var. Fakat konforumuzdan, yaşam tarzımızdan, giyimimizden, yememizden, içmemizden hiç taviz vermeden bunlar olabilir mi? Bu değerlere hayatımıza yer açmadan biz varlık gösterebilir miyiz? Neyi güncellemeliyiz? Hayat akıyor, hayat dinamik. Biz bir yerde durduğumuz zaman bizi beklemez. Bizi biz yapan, bizi kardeş kılan, bizi insan kılan o değişmez değerlerimizin altını bir kez daha çizmemiz gerekir. Sorunları kendimiz kalarak, birlikteliğimizi bir umuda dönüştürerek nasıl ele alırız? Bunları konuşacağız. Nasıl bir gelecek için çalıştığımıza dair bize yol gösterecek aktivitelerimiz ne olmalıdır? Bizi insanların tercih etmesi için ne yapmamız gerekir?
Buraya birbirimizden ilham almak için geldik. Tecrübelerimizi paylaşmak için buradayız. Yaptığımız çok güzel şeyler var. Anlatmalıyız ki çoğalsın. Diğer taraftan artık mevcut içinden geçtiğimiz konjonktürde artık arkamızdan bir rüzgâr esmiyor. Arkamızdan siyasetin, toplumun, konjonktürün rüzgârı esti. Ama artık esmiyor. Dünyanın hâli, durumu ortada. Bize güç verecek olan Anadolu’ya yayılmış teşkilatlarımızla kendi rüzgârımızı estirmeliyiz. Kendi rüzgârımızı kendimiz estireceğiz. Türkiye’yi ve dünyayı yeniden bu devrin aktörleri olan gezmeli, görmeli, incelemeli. Biz böyle var olduk. 70’leri 80’leri hatırlayın. Dünyanın neresinde bir fikir yazılsa Türkiye’de okundu. Akademik aklın içinde olmadığı bir gelecek planlaması bizi başarıya götürmez. İslam dünyasında, batıda, doğuda, Asya’da, Afrika’da neler oluyor? Hikmet arayışımız ve paylaşımımız devam etmeli. Zamanın ruhu neyi gerektiriyorsa kendimiz kalarak oraya intikal etmemiz lazım.

    Değerli arkadaşlar inkâr edeceğimiz iş yapmayacağız, arkasında duramayacağımız yerde olmayacağız, hakkını veremeyeceğimiz sözü konuşmayacağız. Yaptığımızı yazacağız, yazdığımızı yapacağız illerimizde birimlerimizde. Bu bizi farklı kılacak, özel kılacak. Çünkü biz bu toplumun asli unsuruyuz” dedi.
 
 
    Anadolu Platformu Teşkilat Şurasının ikinci günü birim başkanlarının konuşmacı olarak katıldığı panel ile başladı.

    Panelin moderatörlüğünü Anadolu Platformu Teşkilatlanma Başkanı Gazi Kılıçparlar yaptı.  Panelistler ise; Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) Genel Başkanı Rabia Aldemir, Anadolu Platformu Öğretmen Birimi Başkanı İbrahim Özmantar, Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Birimi Başkanı Ergül Akduman ve Anadolu Öğrenci Birliği Başkanı Muhammet Fatih Eren idi.

    Panelin moderatörlüğünü yapan Anadolu Platformu Teşkilatlanma Başkanı Gazi Kılıçparlar; “Bizim birlikteliğimiz rastgele bir birliktelik değildir. Bir hiyerarşik birliktelik de değildir. Ama bir hukuk zemininde, bir hak çerçevesinde bir araya geldik. Dolayısıyla birbirimizin üzerinde haklarımız var, sorumluluklarımızı paylaşacağımız, birtakım ödevlerimiz var. Bu anlamda bunları çalışma esasları kitapçığımızda yazılı metne dönüştürdük. Bu metin çerçevesinde de katılımcı meşveret dediğimiz başlığımızı yoğun bir şekilde güncelleyerek, devam ettirerek karşınızdayız. Teşkilat şurasında birimlerimiz nereye gidiyoruz konusunda bizlerle bilgilerini paylaşacaklar” dedi.
Panelde ilk konuşmayı yapan Anadolu Platformu Öğretmen Birimi Başkanı İbrahim Özmantar şunları söyledi; “Öğretmen çalışmalarımızı ivmelendirmek için dört teşvikimiz var. Birinci teşvik, henüz ve hala öğretmen komisyonu bulunmayan kurumlarımız Pazartesi günü itibaren öğretmen komisyonlarını hemen kuruyoruz. Var olan komisyonlarımız disiplinli, düzenli, verimli çalışma yöntemlerini kuşanarak bu çalışmalarımızı örgütlenmiş çalışmalar olarak yürütüyoruz. Yani raporlu, planlı, tutanaklı, arşivli, gündemli toplantılarla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Hedeflerimizi bir yıl önceden planlıyoruz ve ölçülebilir, değerlendirebilir çalışmalar yaparak her anımızı değerlendirerek mesafe alıyoruz. İkinci teşvikimiz etkinlik tabanlı davet çalışmaları. Çünkü değişen bir sosyoloji var. Davet ve eğitim çalışmalarımızı etkinlik tabanlı davet çalışmalarına dönüştürmeliyiz. Üçüncü teşvikimiz proje tabanlı çalışmalar. Ne yapıyorsak; etkinlik, geziler, sosyal faaliyetler, bunların tamamını proje tabanlı yapmalıyız. Çalışmalarımızı proje tabanlı ve raporlu yaparsak çok daha fazla verim aldığımızı müşahede edeceksiniz. Dördüncü teşvikimiz, 2023 vizyon belgesi. 2023 vizyon belgesi uygulanır ve bu hızla devam ederse önümüzdeki on yıllara damgasını vuracak bazı paradigmal değişiklikleri içersinde barındırıyor. Biz Anadolu Platformu öğretmen komisyonu tarafından bir ilke belirledik farkındalık oluşturan öğretmen. Farkında olan, farkında olunan bir öğretmen” dedi.

    Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Birimi Başkanı Ergül Akduman da; “Ortaöğretim başladığı ilk günden bu yana serencamı olan bir alan. Gençlik hareketi bir komisyonun uhdesinde devam eden bir hareket olsa da tüm komisyonların çabası ve gayretini elzem kılan bir alandır. Bütün birimlerimizin ders programları var. Her ders grubumuzdan derse başlamadan önce davet çalışmasını öncelememiz lazım. Gençlerimizin talimi ve terbiyesi konusunda öğretmenlerimize büyük görevler düşüyor. Yeni dönemde mazeretlerin arkasına sığınmadan topyekûn bir çabanın içine girmeliyiz. Kendimizi yenilemediğimiz, yeni şeyler okuyamadığımızdan gençlerle iletişim kuramıyoruz. Yeni bir çalışma ve heyecanla bunun önüne geçebiliriz. Yeni süreçte hedeflerimizden biri ortak bir çalışma sistematiği ve anlayışı ortaya koyarak üretken ve verimli bir dönem gerçekleştireceğiz. Yeni dönemde eğitimcilerin eğitimi diye bir başlık koyduk. Zihni yenileme ve yeni okumalarla beraber çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Anadolu Öğrenci Birliği Başkanı Muhammet Fatih Eren ise; “Bizim öğrenci meclisi ve danışma meclisi diye iki ayrı meclisimiz var. Öğrenci meclisimiz üniversite temsilcilerimizden oluşan bir meclis. Öğrenci meclisimiz en az senede iki – üç defa toplantılar düzenler. İllerde yapılan çalışmaların düzenlenmesi ve planlanması sağlanır. Danışma meclisi de senede en az iki defa toplanır. Danışma meclisi illerde öğrencilerimizle ilgilenen abi ve ablalarımızın bulunduğu meclis. Yedi farklı bölgeden olmak üzere toplamda 15 kişilik bir bölge başkalarımız var. Bölge başkanlarımız doğal yönetim kurulu üyelerimizdir. Her bir buçuk ayda olmak üzere yönetim kurulu toplantılarımızı farklı şehirlerde yapıyoruz. Öğrenci Birliği özetle; Türkiye geneli 111 üniversitede öğrenci çalışması olan bir teşkilattır. 60’ı erkek 58’i kız öğrenci başkanımız olmak üzere toplam 118 üniversite temsilcimiz bulunmaktadır. 40 ilde kadın ve erkek 59 il danışma meclisimiz vardır. Anadolu Platformuna bağlı vakıf ve derneklerde bulunmadığı 28 ilde öğrenci çalışması bulunmaktadır. 34 üniversitede de 40 tane öğrenci topluluğumuz bulunmaktadır. Öğrenci topluluklarımız da kategorilere ayrılmış bulunmaktadır” dedi.

    Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) Genel Başkanı Rabia Aldemir de; “Biz kadınlar olarak farklı şehirlerde bir araya gelerek nasıl daha hızlı bir değişim, nasıl daha fazla fayda üretiriz, nasıl daha fazla zararları önleyebiliriz diye çalışmaya başladık. Biz kadınlar olarak 30 küsür yıldır yapılan çalışmaların neticesinde olgunlaşan bir döneme geldik. Bizi siyasi söylemlerden uzak, rant kavgalarından uzak, tevhid, adalet, özgürlük kavramlarını bu kadar dillendirerek ete kemiğe büründürecek şekilde bu toplumun kılcan damarlarına yerleştirmemiz bizi böyle bir yere koyuyor. Davamızı aşkla kuşanmamız, bu tutkuyla bağlı olmamız ve merhameti ortaya koymamız bizi bu anlamda böyle bir yere taşıyor. Ne eskiye takılıp eski söylemleri ısrarla dile getirmek, sloganik söylemeleri ısrarla söylemememiz bizi bir yere taşıdığına inanıyorum. Nerden geldiğimizi biliyoruz. Bizi yetiştirenlere, bize emek verenlere vefamızı unutmuyoruz. Onlara sırtımızı dönmüyoruz. Bu da bizi bir yerlere getirdiğine inanıyorum. Gerçek güç hiçbir zaman fiziksel güç değildir. Ne gösterişli mobilyalara, ne pahalı eşyalara, teknolojik aletlere, büyük büyük binalara ihtiyacımız yok bunları yapmak için. Gerçek güç değerlerini özümsemiş, inançlı, adanmış kadınlar ve erkelerle mümkündür” dedi.

    Panelin ardından soru cevap kısmına geçildi. Birim başkanları paneli soru cevap kısmının ardından sona erdi.

    Teşkilat Şurasının ikinci gününde kapanış konuşmasını Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz yaptı.

    Zekeriya Şengöz konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Kim izzet ve şeref istiyorsa bütün izzet ve şeref Allah’ındır. Ona ancak güzel sözler yükselir. Onları da Allah’a ameli salih ameller ulaştırır. Fatır Suresi 10. ‘Bu yol uzun olabilir. Fakat bundan başka bir yol da yoktur. Erlik bu yolda sabretmekle, azimli ve ciddi olmakla ve durmadan çalışmakla belli olur’ diyen Hasan El Benna’ya, ‘cehennem de olsa gelen göğsümüzde söndürürüz. Bu yol hak yoldur dönmek bilmez yürürüz’ diyen merhum Mehmet Akif Ersoy’a, ‘Allah giden yolun sorumluluğunu bilen yolcular geri dönmez. Ve umutsuzluğa da kapılmazlar’ diyen şehit Seyyid Kurub’a, ‘her şeyden şüphe edilir, kalpten şüphe edilmez. Her şeyi kırmak caiz olabilir, kalp kırmak cinayettir. Fetihlerin en güzeli keplerin fethidiré diyen merhum Nurettin Topçu’ya, ‘bir ideal için ipe çekilmek ölümlerin en güzelidir’ diyen merhum Cemil Meriç’e, ‘İslam korkakların değil cesur Müslümanların omzunda yükselecektir’ diyen Aliya İzzetbegoviç’e, dertli olan, direnen, edep ve hayâ çizgisini aşmayan siz değerli kardeşlerime selam olsun.

    Dinimizin ve kültürümüzün güzel gördüğü insanlarla birlikte çalışmak, açıklık, verimlilik niteliklerine sahip kurumlar oluşturmak, erdemli, ahlaklı, dayanışmacı bir toplum inşa etmek, huzur güven, adaletin hâkim olduğu yaşanılabilir bir dünyanın imar ve inşasına çalışan bir platform olmak büyük bir anlayışı hayata hâkim kılmak için siz değireli kardeşlerim çaba sarf ediyorsunuz. Platform olarak gayemiz insanımızın tarihiyle, değerleriyle ve insanlıkla yeniden buluşmasıdır. Bu da dinimizden, tarihimizden ve insan zenginliğimizden kaynaklanan potansiyelimizin ortaya çıkmasıyla mümkün olacaktır.

    Sahih bir din anlayışıyla istişare ve eleştiri kültürüne dayanan bir yapılanmayla lider eksenli bir yoldan ziyade kurumsal önderliği önemseyen, şeffaf, hesap verilebilir bir yapı olarak çalışmalarımızı sürdürmemiz kaçınılmamız olacaktır. Malumunuz olduğu üzere yapıları yetişme ve yetiştirme tarzlarına göre ikiye ayırıyoruz. Birincisi itaat kültürü ile insan yetiştiren yapılar. İkincisi ise eleştirel kültür ile insan yetiştirmeye çalışan yapılar. Biz bu ikinci yapılanma içerisinde çalışıyoruz. İtaat kültürünün hâkim olduğu yapılar sadece büyürler ama gelişemezler. Eleştirel kültür ile insan yetiştiren yapıların ise işleri çok daha zordur. Büyümeleri kolay değildir. Ancak büyümeseler de gelişmeleri mümkündür. İşte bizler eleştiri kültürü ile insan yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu yapıların işlerinin istişare kültürü ile yürütülmesi de kaçınılmaz olmaktadır.  Peygamber efendimizin 10 kişilik bir istişare heyetinin olduğu bilinmektedir. Hatta kendileri de istişareyi önemsemiş, bu istişareyi şiddetle de tavsiye etmiştir.

    Bugün kendi hakikatimizle yüzleştiğimiz oranda yarınımıza dair yeni bir söylem, yeni bir işleyiş ve okuma yapabilme fırsatını, imkânını yakalayabiliriz. Birçok hayal kırıklığımız, ummadığımız sürpriz gelişmeler, hatalarımızın müsebbibi olduğu yarlar, kalplerimizi sahih kılan Salih amellerimiz, her hal ve şart içinde bunları hissedip büyük bir aile olarak dertleşmemiz, bunu cesaret ve samimiyetle yapmamız bizi önümüzdeki yıllara taşımış ve hazırlamış olacaktır. Hiçbir surette hikmetli bir uyarının kaybı olmaz. Bu kadar önemli bir coğrafyada, yorgun düşürülen kavramlarımız halimizle ilgili dertleşmeyi beklide öncelikli hassasiyetlerimiz arasında görmemiz gerekir. Bazen yoğun bir hayat harekeliliğinden kırıp döktüklerimizin farkında olmayabiliriz. Hele günümüzün şaşalı sanal dünyasında kendi gerçeklikle yüzleşmemizin gittikçe azalması bu sorunu daha da hayati kılmaktadır. Bundan dolayıdır ki kazançlarımızı, zararımızı, hasadımızı, ziyanımızı, öngördüğümüz risklerimizi, duaya ve bedduaya dönüşebilecek amellerimizi olarak da okuyabilmeliyiz. İstişare kavramını neredeyse 40 yıldır bu şekilde işliyoruz” dedi.

   Kapanış konuşmasının ardından Anadolu Platformu Genel Sekreteri Ömer Büker tarafından sonuç bildirgesi okundu.

   İşte o sonuç bildirgesi;

                                                       Anadolu Platformu
                                              Teşkilât Şûrası Sonuç Bildirisi
                                                   7-8 Eylül 2019 / Kayseri
Anadolu Platformu’nun itici gücü, istişare ve etkin teşkilat anlayışıdır. Bu anlayış gereği önceliklerimizi ve tercihlerimizi belirleyerek kararlar almalı, çalışmalarımızı buna göre planlamalıyız. Sorunlarımıza, kendimiz kalarak ve kardeşlik hukukumuza halel getirmeden çözümler üretmeliyiz. İnsanlığın umudu ve sessiz yığınların sesi olabilen güçlü teşkilat yapıları teşekkül etmeliyiz. İçinde bulunduğu-muz kriz ortamını fırsat bilerek zamanın ruhuna uygun olan bir medeniyet inşa etmeli, bu medeniyeti her türlü tehlikeden korumalı ve diğer insanlara ulaştırmalıyız. Bu anlayışla bir araya gelen Teşkilat Şûrasında aşağıdaki kararlar alınmıştır:

1-         Birimler arası geçişkenliğin, eşgüdümün ve koordinasyonun sağlanması ile komisyonlar arası iş birlikleri, Teşkilat Şûramızın ana hedefidir.

2-         Anadolu Platformu olarak genelden yerele, yerelden genele işleyen bir koordinasyonun gerçekleşmesi için süregelen istişare ortamlarımız aksatılmadan devam ettirilmeli, bu bağlamda iki aylık periyotlarla gerçekleşen bölge toplantılarımız zenginleştirilerek etkin ve aktif planlamalarla sürdürülmelidir.

3-         Bölge toplantılarımız, teşkilat yönetimi tarafından belirlenen gündem maddeleri üzerinden gerçekleştirilmeli, toplantı tutanakları uygulana geldiği üzere en fazla üç günlük süre içerisin-de kurum ve birimlerimize ulaştırılmalıdır.

4-         Kurumlarımızın tanıtım formları, etkinlik takvimleri ve yıllık planları eylül ayı içerisinde, ders halkaları envanterleri ekim ayı içerisinde, birim faaliyet raporları ise haziran ayının sonunda Genel Merkezimize ulaştırılmalıdır.

5-         Anadolu Platformu, bir fikir hareketidir. Bu bağlamda “Fikriyat ve Yapılanma Esasları” kitapçığı ile sempozyum kitaplarımız, bütün kurumlarımız ve birimlerimiz tarafından okunup incelenmeli, müzakere ve mütalaa edilmelidir.

6-         İstişare ve icra işleyişimiz, karar alma ve iş yapma kültürümüz, yerel teşkilatlarda da uygulanmalıdır.

7-         Platformun yönetim anlayışında geliştirip uyguladığı Genel Kurul seçim usulü, yerel kurum ve birimler tarafından gündeme alınmalı ve gerekli uygulamalar hayata geçirilmelidir.

8-         Bütün birimler, sürdürdükleri çalışmalarda planlı, raporlu, gündemli, tutanaklı ve arşivli çalışmayı vazgeçilmez yöntem olarak belirlemelidir.

9-         Birimlerimiz etkinlik tabanlı davet yöntemini yaygınlaştırmalı, yapılan bütün çalışmalar proje tabanlı etkinlikler olarak tasarlanmalıdır. Bu bağlamda uygulanmakta olan kitap-kahve projelerinin bizzat Genel Merkez tarafından zenginleştirilerek koordinasyonu sağlanacaktır.

10-       Öğretmen çalışmaları, öğretmen birimleri aracılığıyla yürütülmeli, halâ öğretmen birimi oluşturmayan kurumlarımız ivedilikle bu birimleri kurmalıdır.

11-       Öğretmenlerimiz 2023 Eğitim Vizyon Belgesi’nde ifadesini bulan sertifikasyon programlarını hızla edinmeli, dahası kurumlarımız bu sertifikasyon programlarını verebilir hale gelmelidir.

12-       Reel politiğin, çalışmalarımızı sekteye uğratmasına ve çalışma alanlarımızı daraltmasına müsaade edilmemelidir.

13-       Eğitim ve davet çalışmalarımızın dili; nezaket, hikmet ve letafeti barındıracak şekilde yeniden kurulmalıdır.

14-       Kurumlarımız güvenliği, sadeliği ve temizliği ile örnek mekânlar üretmeli ve bunu sağlayacak kurum kültürü geliştirmelidir.

15-       Beldelerimizde bulunan kamu kurumları, yerel yönetim birimleri, üniversiteler ve diğer STK’lar ile işbirlikleri ve ortak etkinlikler planlanmalıdır.

16-       Kültür, sanat ve edebiyatta söylemden öteye geçen pratiklerimiz ve projelerimiz olmalıdır.

17-       Sosyal etkinlikler bağlamında yıllık planlarımıza geziler, turnuvalar, ziyaretler, yarışmalar dâhil edilmelidir.

18-       Yapılan okumalar, bizi toplumdan koparmayacak, bilakis toplumdaki dezavantajlı kesimlere duyarlı hale getirecek düzeyde olmalıdır.

19-       Teşkilat Şurasının gündem maddeleri ve sonuçları, kurumlarımız tarafından hizmet içi eğitim kapsamında ele alınmalı ve en kısa sürede uygulanmalıdır.
 


ALT SAYFALAR
SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ
HABERLER
TAKVİM
NAMAZ VAKİTLERİ
Şehir :
::