Anasayfa » Köşe yazıları »
 Hacer gün
Hacer GÜN
Tarih : 30.03.2018 19:38:36
Okunma Oranı : 332
 










                                        KALEM
 
        Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.
 
 
 
 
Yazmak; tefekkür etmenin farklı bir şekli bana göre…….
Yazmak; insanın kendi içine yaptığı yolculuğun en kıymetli aracı….
Yazmak; insanın beyin ve duygu kanallarının işleyişinin, kapasitesinin  göstergesi…..
Yazmak; düşünme kabiliyetinin somutlaşmış hali…..
Dolayısı ile yazı yazabilmenin imla kurallarına uymaktan daha önemli bir yönü olduğunu düşünenlerdenim.
Yazabilmek, herhangi bir dilin yazım kurallarına hapsedilse idi halk türkülerine, özlü sözlere, arifane hikâyelere belki tarihimize dahi ulaşabilmek, ulaşılanı doğru olarak algılayıp içselleştirmek pekte mümkün olmazdı.
Kendini doğru ifade edebilecek bir eğitime sahipsen (ki bu da hayat boyu öğrenmeyi terk etmemekle olur) ve bunu yazıya dökebiliyorsan,  (bu da cümle kurmak konusunda yeterlilikle olur)yani okuyanlar ne demek istediğini anlamakta sıkıntı yaşamıyorlarsa kalemine sahip çıkabilmeli ve yalnız kendi için bile olsa yazabilmeli bir insan.
Kalem kağıdın, iyi bir arkadaş olmasının yanı sıra eksikleri tamamlayan, sivri yanları törpüleyen kişiye yanlışını iyi bir şekilde gösterebilen en kaliteli terapist olduğuna inanıyorum.
Çok kişi tanıyorum sürekli okuyup kendini güncelleyen, güçlü bir kalemi olduğu halde gelebilecek tepkilerden çekinip kalemini hapseden. Bu arkadaşların kalemlerini özgür kılabilmek, içlerindeki cevheri keşfetmelerine yardımcı olmak için yazıyorum.
YAZMAK KİMİN TEKELİNDE?
Yazmaya ilk başladığınızda etrafınızda size engel olabilecek üç tip insan bulunur. Bunlardan ilki: hayatı sıradan yaşamayı seven ve kendisini değersiz görme hastalığına yakalandığı için size’’ yapma mahcup olursun’’ diye telkinde bulunabilecek ilk guruptur aynı hastalığa muzdarip değilseniz şifa dileyip yolunuza devam edin.
İkincisi ;4 (DÖRT) yıllık üniversite okumuş hatta bazen YÜKSEK LİSANS yapmış hayattan bir türlü zevk alamamış şikayet etmeyi hayat standardı bellemiş diplomalarına binaen dünyanın kendi etraflarında dönmesinin mecbur olması konusunda kanun teklifi verebilecek mutsuz tiplerdir. Karşılaştıkları herkesin ya gözüne sokarlar diplomaları olduğunu yada kafalarına kakarlar o çile içinde okudukları yılları…. 
Birde akademisyen muhabbeti var ki sormayın; bunlarında bir kısmının burnu Kaf dağı ile yarış eder hem eğitim sistemini eleştiriler hem de eleştirdikleri sistemi ilahlaştırmaktan da asla vazgeçmezler. Bu tipler de okumak ve özellikle yazmak konusunda tekel oluşturma gayreti içindeler onların dil bilgisi kurallarına uygun akademik dille yazdığı yazılar halk tarafından anlaşılıp talep bulsa amenna!..
Ne bu tipler halkı anlar nede halk bunları…..
Rahmetli babam bana masal anlatırken hep şöyle bir giriş yapardı ’’Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman için de, az gittim uz gittim dere tepe düz gittim 6 ay yaz 6 ay kış gittim birde arkama baktım kiiiii BİR ARPA BOYU YOL GİTMİŞİM’’ akademik dili kullanmayı tercih eden entel dantellerin durumu da maalesef bundan ibarettir. (Elbette kendi aralarında konuşurken konusuna hakim olarak akademik dil kullanan bilim ve ilim insanlarını tenzih ediyorum) 
 
BİZE LAZIM OLAN NE?
Bize Allah oku dedi diye okuyacak neferler lazım. Öyle ki okuyuşunu diplomalara hapsetmeyecek elinde kağıttan berat yok diye de okumaktan vazgeçmeyecek neferler…….
Bize insanı, dağı, taşı, gündemi  okumaya gayretli, ferasetini kaybetmemiş, imanı ile görüşünü keskinleştiren , kariyer için değil Kadir-i mutlak olan Allah için okumaya niyetli gönüller gerek…. 
Bize ilmini tevazu ile arkadaş etmiş ve kibir kapısını önündeki gemileri kapısı ile birlikte yakıp kül edebilen kalemşörler lazım.
Bize halkın içinde onlarla yürüyebilen, halka efendi değil hizmetkar olmayı isteyen ve bu hizmeti sayesinde hakka ulaşabilmeyi umut eden ‘benim hayatım yaşamım ve ölümüm alemlerin rabbi Allah içindir’ ’ayeti kerimesini yüreğine yazmış ,hiçlik şerbetinden tatmaya gönüllü muvahhitler lazım..
Yoksa kalem kâğıt dâhil hiçbir diyalog aracı kişiye huzur verecek iletişimi kurmayı sağlayamaz.
Eğer okurken zaten bu niyetle okuduğumuz halde aradığımızı bulamamışsak vaz geçmeye kederlenmeye gerek yok!
 “Hay” olan “Allah” bizi her ne sebeple yaratmış ise bizi o konuda yetiştirmeye ve geliştirmeye devam ediyor, icazetimizi ‘’O’’nun takdir ettiği bir zaman diliminde bizzat ‘O’ndan alacağız demektir.
Hayat şeridimiz her ne şekilde ilerler se ilerlesin bize düşen her an ilk emre riayet etmek ve kaleme yemin ederek onu şereflendiren rabbimin işareti doğrultusunda kalemlerimize sahip çıkmak olmalıdır.
Unutmayınız!
Kalem ve kitaplar kimsenin tekelinde değildir, hiç bir kibir ehlinin kibrine kurban edilemez.
Selam ve dua ile…
Hacer Gün


Yazı ile ilgili bütün sorumluluklar yazarın şahsına aittir.!
NAMAZ VAKİTLERİ
Şehir :
::
HABERLER
TAKVİM
İSTATİSTİKLER
IP Adresiniz
  :   34.228.41.66
Ziyaretçi Sayısı
  :   163147
Online Ziyaretçi
  :   1
DÖVİZ KURLARI
  • 5,37TL
  • 6,11TL