Anasayfa » Haberler » Genel »
 "15 temmuz haçlı seferi"
"15 Temmuz Haçlı Seferi"
Tarih : 12.08.2016 09:42:26
Okunma Oranı : 993

15 Temmuz Haçlı Seferi / Özkan Soyluoğlu

En kestirmeden ifade edecek olursak; 15 Temmuz darbe girişimi, ABD ve kontrolünde olan Avrupa Birliği ülkeleri ile İngiltere ve İsrail’in, Türkiye’nin Suriyeleştirilmesi seferidir. Bu haçlı seferinin merkezinde, planlanmasında, uygulanmasında bu güçler yer almaktadır. Taşeronlar zaman zaman değişiklik gösterse de şu an namluya sürdükleri mermi FETÖ’dür.

15 Temmuz haçlı seferi başarıya ulaşmış olsaydı, bugün Türkiye’nin Irak ve Suriyeleşmiş hali ile karşı karşıya olacaktık. Zaten tetikte bekleyen, ellerini büyük bir heyecan ve sevinçle ovalayan gözü dönmüş Türkiye ve Müslüman düşmanı Batı uşağı PKK ve IŞİD şu an Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere verilen görevi yerine getirmek, taşeronluklarını yapmak için Türkiye içine girmiş, uyuyan çatışma hücrelerini de uyandırmış olacaklardı. Kimsenin tahmin bile edemeyeceği çatışma, tecavüz, kalkışma, cinayet ve bunlarla birlikte ağır bir travma ve bunalımlar yaşıyor olacaktık. 

Darbe girişimi başarılı olsaydı, en mutlu ve bahtiyar kesim başta ABD, İsrail, İngiltere vb. ülkelerle birlikte bir de Fetullahçılar ve ulusalcı geçinen kimi İslam düşmanı Kemalistler olacaktı. Bizlerin, yani vatanını, milletini seven, Allah için, vatan için canından vaz geçecekler için, ne insani ne de İslami hiçbir eylem ve düşüncenin içinde olması mümkün olmayacaktı. İnfaz edilmiş Müslümanlar, işkenceler altında inim inim inleyen garibanlar, dul kalmış kadınlar, yetim kalmış çocuklar, aç-susuz, işkencenin her türlüsünü tatmış, her türlü faili meçhulün olduğu bir ülke olacaktık. Vatandan, milletten, namustan ve inançtan bahsetmemiz mümkün olmayacaktı. Bu da onlar için yeterli olmayacaktı..

Allah’tan çok Batıya, emperyalistlere bağlı bu alçaklar Batı hizmetkârlığı yapmaya üst seviyede devam edeceklerdi. Bizim paramızla alınmış silahlarla bizi vuran bu alçaklar, uşaklıktan taviz vermeden küçük-büyük bütün yatırım ve çalışmaları yerle bir edeceklerdi.  Yani kısaca, belki de bizim tasavvurumuzda olmayan, insani özelliğini yitirmiş bu alçaklar yediden yetmişe, küçükten büyüğe ne varsa Batıya peşkeş çekecek her şeyi yerle bir edeceklerdi. Torunlarımızın geleceğini başta ABD, İngiltere, İsrail ve diğer emperyalistlere peşkeş çekip milyonlarca insanın en az yüz yıl sürecek esaretine hizmet etmiş olacaklardı. 

Allahın izni ve iradesi ile hafif hasarla atlattığımız 15 Temmuz darbe girişiminin, özellikle ekonomi başta olmak üzere, sosyal ve kültürel anlamda ülkemize ciddi zararları olmuştur. Bu zararlar telafi edilmesi zor sonuçlar doğurmuştur, zaman ilerledikçe olumsuz etkisi çok daha yüksek seviyede hissedilecektir. Bu darbe ilk değil, son da olmayacaktır. Daha önce bu girişimi gerçekleştirenler yenileri için çalışmaya devam edeceklerdir. Hala ellerinde önemli miktarda malzeme var. Kullanabileceklerini düşündükleri kozlar var. Bunun için üzerinde çalıştıkları ciddi çatışma alanları var. Anadolu’da var olan kimi farklılıklar zenginlik olacakken, maalesef bu coğrafyada çatışmaya dönüştürülebiliyor. Öncelikle bunun farkında olarak farklılıklarımızı olumlu bir zemine taşıma gayreti ile asgari müştereklerimizle birlikte yaşam imkânı ve zemini yakalamak için çaba ve gayret içinde olmamız gerekiyor. 

Türkiye’nin röntgeninin çekilerek, çatışma alanlarına dönüşebilecek unsurlarla ilgili iyi bir tespit ve çözümler hazırlamak gerekiyor. 

Türkiye’de çatışma alanları neler olabilir? Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz: 

1. Etnisite  

2. Mezhepsel farklılıklar  

3. Yaşam tarzı 

4. Yolsuzluklar ve ekonomik yetersizlikler üzerinden yürütülecek kampanyalar

5. Cemaatler veya STK’ların birbirleriyle çatıştırılmasına dönük girişimler  

6. İç ve dış marjinal kimi örgütlerin silahlandırılarak devletin ve milletin üzerine salınması

Benzer maddeleri çoğaltabiliriz. Biz; farklılıklarımıza tahammül ettikçe, birlikte yaşama alanlarımızı çoğalttıkça emperyalistlerin hareket alanını daraltmış oluruz. Tabi bizlerin bu sorunları çözmemiz, müstevlilerin bu alanları rahat bırakacakları anlamına gelmemektedir.

Küresel güçler bakımından değerlendirildiğinde Osmanlı bakiyesi olan Türkiye kendi kaderine bırakılamaz, bırakılmamalıdır. Çünkü Türkiye sadece Türkiye değildir. Yüzyıllar içerisinde oluşmuş olan ümmet içindeki yeri yeni gelişmelere neden olabilir. Özünde taşıdığı potansiyel kendileri için apaçık bir tehdittir. 

Şayet Türkiye kendi içinde bütünlüğü yakalar; İslam coğrafyası, mazlum milletler ve arayış içinde olan toplumlarla sağlıklı bir iletişim ve etkileşim içerisine girecek olursa birçok hesabın yeniden yapılmasını gerektirecek gelişmeler yaşanacaktır. Bu durum asla emperyalist devletlerin işine gelmeyecektir. 

Türkiye son dönemde ortaya koymuş olduğu tutum ve davranışlarla küresel güçleri rahatsız etmektedir. Ortadoğu’nun özellikle gönül coğrafyamızın yeniden dizaynı ve haritaların yeniden çizilmesine itiraz etmektedir.  Dünya beşten büyüktür diyerek küresel kurumların meşruiyetini sorgulamaktadır. Dünyanın ağababaları olan ABD’yi, İngiltere’yi, İsrail’i, Almanya’yı sorgulamaktadır. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin bu güçler nezdinde tehdit olarak algılanmasına ve ona göre yeni tutumların alınmasına neden olmaktadır.

Tüm bu sebepler dolayısıyla Türkiye’nin başında sopa eksik edilmemelidir. Kafasını kaldırmaya çalıştıkça mecalsiz bırakılıncaya kadar yeniden dövülmelidir. Ta ki her denilene “başım gözüm üstüne” deyinceye kadar.  

Türkiye’ye haddi bildirilmeli, efendilerine itiraz edilmeyeceği öğretilmelidir. Bunu anlaması için de güçsüz, mecalsiz bırakılmalı,  kedi iç sorunları ile boğuşturulmalıdır.  

Bunları bildiğimiz için 15 Temmuz’u sadece bir “darbe” girişimi olarak görmememiz gerekir. 15 Temmuz, küresel güçlerin Türkiye’ye yönelik açık saldırılarının başladığı tarihtir. Bu, bir tür savaş ilanıdır. Yakın coğrafyamıza, dağılan ülkelere, kadim şehirlerimizin dramlarına, yüzyıllarca aynı sokakta yaşayanların nasıl birbirini boğazladığına baktığımızda bunların açık saldırılarını daha bariz bir şekilde görebiliyoruz. Bütün bunlar, onların projesiydi. İşte bu felaketi şimdi de Türkiye içine servis etmeye çalışıyorlar. 

Tüm bunlar 15 Temmuz sonrasında da Türkiye’nin rahat bırakılmayacağını yeni sorunlar ve taşeron yapılarla karşı karşıya kalacağını göstermektedir. Yaşadıklarımızın ilk olmadığını son da olmayacağını bilmemiz gerekir. Türkiyenin bir an dahi soluklanmama için yeni senaryolar devreye konulacaktır.

15 Temmuz Türkiye için, milletimiz için, hepimiz için asil bir mücadele tarihi oldu. Artık her şeyi, her ülkeyi sorgulayacağız. Sokak sokak çatışma senaryoları planlayanlara karşı sokak direniş haritaları oluşturacağız. Bizler intikam hırsıyla hareket etmeyeceğiz. Bizim öğretmenimiz Hz. Muhammed’dir. İntikam bizim literatürümüzde olmamalıdır. Oluşan sorunlara adalet merkezli, ümmet bilinci ve çıkarıyla bakarak, insani ve İslami çözüm ve pratikler oluşturarak herkesten bir adım önde olmamız gerekiyor. Bunun için her daim kafamızı iki elimizin arasına alıp sabah-akşam bu senaryoları nasıl boşa çıkarırız, senaryo yazanlara bizlerin de birer senaryosunun olması gerekiyor.

Bizler, STK ve cemaatler sadece ihlas merkezli çalışmalar yapmalıyız. Hiçbir zaman Allahın rızasından uzaklaşacak eylem, düşünce ve davranışların içine girmemeliyiz. Hedef; Allahın rızasını kazanmak, Allah rızası için yaşamak, Allah’ın rızasını isteyenlere zemin hazırlamak, Allah’la ilişkisini düzeltmek isteyenler varsa, bunlarla Allah arasındaki engelleri kaldırma çaba ve gayreti olmalıdır.

Darbe niye başarılı olmadı? Olaya bir de tersten bakarsak (zulümle abad olunmaz); bu örgüt kendi egosu için haram-helal demeden, çıkarcı ve ilkesiz her türlü eylem ve pratiğin içinde yer aldı.  Bürokraside, ticarette vb. kurumlarda haksızlığın ve zulmün hepsini yapacağını pratikleri ile ortaya koydu.  

Eğer peygamber el emin olmasıydı, Allah’ın gönderdiği din yeryüzünde yaşam hakkı bulamayacaktı. Bunlar her şeyden önce eminliğini kaybedip, Allah’ın yerine, Anglo-Sakson ülkelerini ve liderlerini koydular. Bu darbenin püskürtülmesi Allah’ın izni ile gönül coğrafyamıza ümit ve umut olmuştur. Bu başarıya halel getirecek her türlü eylem ve söylemin karşısında olmamız gerekiyor. Bu kazanımı millete, dolayısı ile ümmet mâl etmenin çabası içinde olmamız gerekiyor.

ALT SAYFALAR
ANKETLER
Sitemizin yeni tasarımını nasıl buluyorsunuz?

İyi %80
Normal %0
Kötü %20
NAMAZ VAKİTLERİ
Şehir :
::
HABERLER
TAKVİM
İSTATİSTİKLER
IP Adresiniz
  :   54.158.199.217
Ziyaretçi Sayısı
  :   152472
Online Ziyaretçi
  :   4