Anasayfa » Yönetim kurulu »
 9. genel kurul konuşması
9. Genel Kurul Konuşması
Tarih : 16.02.2020 10:00:00
Okunma Oranı : 5514





       Bizleri bir dava, bir ideal için, burada toplayan, kalplerimizi birbirine ısındıran, bizlere hidayet vererek merhamet eden tek ve yüce ALLAH’A hamdolsun. Yeryüzünün imarı, neslin ıslahı için Allah’tan aldığı vahyi, dosdoğru bir şekilde insanlığa ileten, pratiklerini ortaya koyan peygamberimiz Hz Muhammed s.a.v. ‘e salât u selam olsun. İlk insandan bu güne, yaratılış amacının farkında olan ve gereklerini yapan, ALLAH’A kulluğu en büyük özgürlük gören bu yolda maddi ve manevi her türlü imkânı ile mücadele eden tüm insanlara ve buradaki haziruna selam olsun. esselamunalaeyküm.

       Rabbimizin rızasını kazanmak, ahiret yurdunun güzelliklerine ulaşmak için; dünya, ahret in tarlasıdır anlayışıyla bizler bir yürüyüş içerisindeyiz. Bu gün bu yürüyüşün BAYRAK devri olan gökkuşağı derneğimizin 9.olağan genel kurulunu yapmak üzere birlikte bir arada olduk. Uzak yakın demeden, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle buraya teşrif eden bu güzel günümüzde heyecanımıza, mutluluğumuza ortak olan siz değerli haziruna en kalbi duygularımla saygılarımı sunuyorum, şahsım ve 9.yönetim kurulu adına hepinize tekrardan hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum.

      Saygıdeğer hazirun; Ümmet coğrafyamızın hali içler acısı. Emperyalist şer odakları ve ittifakları, kurmak istedikleri yenidünya düzeninin, tüm şer provalarını ve geliştirdikleri silahlarını İslam coğrafyasında deneme şartları ve imkânı buldular. Son 200 yıla aşkın süredir ilim ve fen alanındaki kayıplarımız bize gözyaşı, kan, acı olarak döndü ve halen de bu şer odaklarının yaşattıkları acılar coğrafyamızda artarak devam etmektedir. Adaletin temsilcisi olması gereken Müslümanlar birbirlerine karşı yaptıkları zulüm ve haksızlık neticesinde adaleti ve merhameti, batıdan umar oldular. Yeryüzündeki düzenin kurucusu ve koruyucu olması gereken Müslümanlar kurulan düzenlerin bir parçası birer piyonu oldular. Yeraltı ve yerüstü kaynakları, belki de en önemlisi insan kaynakları tüketilen, sömürülen Müslümanlar, işleyen planların sadece izleyicisi ve tanığı oldular.  Sömürgeci güçler İslam kardeşliği gibi bir bağı olan Müslümanları birbirlerine hasım edip birbirlerine kırdırdılar.

       KIYMETLİ MÜSLÜMANLAR! Seddin gerisinde kabaran sular sadece küçücük bir çatlak arar, buldu mu önündeki tüm engelleri dinlemez denizine ya da okyanusuna kavuşur. Bu gün Müslümanlar da seddin gerisinde bekleyen sular gibidirler. Yaşanabilir bir dünya için; bir umut, bir ışık beklemektedirler. İşte böyle bir zamanda bizlerin hem yerelimizde hem ülkemizde hem de dünyada umut olmak, ışık olmak gibi bir yükümlülüğümüz ve sorumluluğumuz var. Bunu bir kurtarıcı beklemeden bizler başaracağız. Ne teorisi olmayan pratiklerin peşinden koşacağız ne de pratiği olmayan teorilerin tekrarına düşeceğiz. Olması gerekenin rol modeli önce şahsımızda sonra içinde bulunduğumuz toplumda oluşturacağız. Vahyin 23 yıllık serüvenine baktığımızda ortaya çıkan tek bir şey var inen her vahiy bireyde ve toplumda içselleştirilmeden yeni bir vahiy gelmemiştir. Öyle ise vahyin bizler de hayat bulması için ya da bizlerin vahiyle yeniden dirilmemiz için yaşantımızı vahiyle düzenleyeceğiz ve peygamber gibi yaşamaya azami dikkat edeceğiz. Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki bizlere her alanda örneklik teşkil eden Hz. Peygamber evde, sokakta, çarşı ve pazarda hayatın her alanında söylediğinin mücadelesini sürdürmüştür. En önemlisi bu mücadelesini sürdürürken davet ettiği, yüreğine dokunduğu, hayatına girdiği insanlar ve toplumu ile bu fikriyatı, bu ideali birlikte yaşamışlardır.

      Hz. Peygamber yaşadığı coğrafyayı Allah’ın izni ile dönüştürmüş, tabiri caizse yan kesiciyi, hırsızı, eşkıyayı, kılıcından kan ve öfke damlayanı toplumun önderleri, sözü dinlenen mümtaz şahsiyetler yapmıştır. Toplumun iyilerini ve duyarlı olanlarını da yanına alarak birlikte yeni bir inşa başlatmıştır. Toplumda adı ve yeri olmayan kadına şahsiyet kazandırmış, erkekle eşitlemiş, onu gerçek anlamda anne ve eş yapmış hayatın merkezine koymuştur. Sürdürdüğü mücadelede kadın ve erkek birlikte hareket etmiştir. O, insanları tevhide, adalete, iyiliğe, marufa, güzel ve iyi olana davet etmiş ve bu ideallere inananlarla birlikte bir yürüyüş ortaya koymuştur. O, insanları kendi haline bırakmamış ve hayatın sonuna kadar devam eden bir eğitim çalışması içinde olmuştur. O, hayatın her alanında tevhidi ikame etmiş ve ortaya çıkardığı güzide toplulukla çevresindekilere ve kendilerinden sonra gelenlere örnek olmuştur. Bu süreç bizler için bitmez tükenmez dersler ve ilham alabileceğimiz örnekliklerle doludur. Bu tecrübeden çalışmalarımız asla mahrum bırakmayacağız.

       SAYGIDEĞER HAZİRUN! Dünyada kötülüklerin artarak yaygınlaşması kötülerin kahraman olması ile ilgili değil, iyilerin pasif olmasıyla alakalı bir durumdur, kötülerin örgütlü şer faaliyetlerini bile ölçüle bilir, kontrol ve denetlene bilir bir zihin ve aksiyomla gerçekleştirmeleri ve en önemlisi aktif olmaları ile alakalı bir durumdur. Bizler elhamdülillah toplumsal sınıfımızı ve kendimizi ifade edebileceğimiz toplumsal yapılarımızı da tercih etmiş ve en güzel olanı Müslümanlığı benimsemiş ve özümsemişiz. Ancak gereklerini yapmada sanki biraz sıkıntılarımız var, peygamberimiz emin ve güvenilir olmasa idi Allahın ayetleri o toplumda nüfus bulmayacak Allahın ayetleri bu gün beklide bize kadar saf bir şekilde ulaşmayacaktı. Kuranın bu gün bizlerin hayatında olmasının en önemli sebebi bence kişisel gayrette kesinlikle peygamberimizin vahiy almadan önce o toplumda el emin sıfatı ile tanınmasıdır.

       Tercihin de bulunduğumuz İslam ve dolayısı ile Müslümanlık sa böyle bir iddiası varsa bizlerin o iddiasını ispatlayıp gerekleri ve prensipleri doğrultusunda davranmalıyız. Dernekte Müslüman, çarşıda kapitalist, evde muhafazakâr, internette liberal ve sınırsız özgürlükçü olmamalıyız. Günümüzde Bir Müslüman nın kalitesini Tek başına yapa yalnız bir mekânda bilgisayarın başında iken görmek lazım, klavyenin hangi tuşlarına dokunuyor ise o dokunduğu tuşlar onun kalitesini ve kişiliğini hangi toplumsal sınıfın mensubu olduğunu ve gereklerini yaptığını gösterir.

      Bizleri tanımlayan, ilişkilerimize yön veren, karakterimizi ve davranışlarımızı yönlendiren en önemli referans, sahip olduğumuz inanç değerlerimizdir. Bizler ülkemizde ve dünya da var olan haksızlıklarla, insanın fıtratını bozan ahlaksızlıklarla, insanla Allah arasına giren istekler, kavramlar, otoritelerle düşünsel ve eylemsel olarak mücadele etmemizin inancımızın bize yüklemiş olduğu görev olduğuna inanıyoruz. Bunun için; Ahlakı; kulağa hoş gelen bir sözcükten, aksiyondan uzak güzel bir fikir den ve düşünceden çıkartıp, hayatın içine, pratiklerimize ve muamelemize, çarşıya pazara okula ve sokağa indirme kısaca hayatın her alanında yaşama ve aksiyona geçirme şeklinde algılamamız ve gereğini yapma mecburiyetimiz ve sorumluluğumuz vardır. Bunu için ahlakın ve dolayısı ile peygamberin davranış ve eylemlerinin bizim yaşamımızda, hayat bulması için 7/24 hayatın her alanında sabah –akşam çalışmak, emek, gayret ve çaba harcamak gereğini yapmak mecburiyetimiz vardır. Yaşanılmayan ahlakın anlatılması kendimize de karşımızdakine de zulümdür. Bizler hep birlikte iyinin doğrunun ve en önemlisi saf İslam ın mücadelesini, emeğini, gayretini ve çabasını vermemiz gerekiyor.

       Şüphesiz bireysel iyi olmak yetmiyor. İyiliği topluma yaymak gerekiyor.  Bu gün gerek ilimiz de gerekse de ülkemizde İslam ı dert edinen çok sayıda İslami sivil toplum kuruluşları var. Bu durumu, ciddi kazanımlara dönüştürmemiz gerekiyor. İslam’ın ortaya koyduğu ortak aklı işletmemiz, ortak paydalarda buluşmamız, ben demeden biz diyebilmemiz bunun için; emek, çaba ve gayret sarf etmemiz gerekiyor. İslam, tek tek Müslüman fertler tarafından yaşanabilecek bir tür “bireysel dindarlıktan çok fazla ve öte bir şeydir. İslam, ancak birlikte (ümmet) olarak hayatın her alanında İslami değerlerin hayata geçirildiği bir yaşam şeklidir. Bunun için âli İmran süresi 103. Ayet Bizler için esin ve motivasyon kaynağıdır.

       DEĞERLİ DAVA ARKADAŞLARIMIZ! Sivil toplum kuruluşları, sivil kalabildiği oranda değerlidir. Politize olmadan, dönemin değil her dönemin aksiyoneri olmak zorundadırlar. Günümüz Siyasetinin ya da politik uygulamaların ortaya koyduğu günübirlik gündemlerin ötesinde, bizler gündemlerimizi kendimiz belirlemeli ve çalışmalarımızı düşünce ufkumuzu siyaset yapan kurumlarının önünde hayatın içine sunmalıyız. Bizler kahramanız çünkü toplumun menfaatlerini kendi menfaatlerimize tercih ediyoruz, bu olgu, takdire şayan bir olgudur. Siyasi kurumlar ve kişiler, toplumun çıkarlarını kendi menfaatleri üzerinde tutuğu ve İslami değerlere ve fikirler katkı sunduğu sürece Kıymetli dirler, bunun gerçekleştiği durumlarda bile siyasetin göz kırpmalarına asla tevesül etmeden kendi gündem ve işlerimizle meşgul olmalıyız. Kısacası işimize bakmalıyız.

      Müslümanlar Eminliklerine, güvenirliklerine, davalarına ve ideallerine halel getirecek İslam a zarar verecek her türlü kazanç, davranış ve eylemden, kaçınmak zorundadırlar. Zira yakın dönemde sivil toplum adıyla ortaya çıkanların yaptıkları yanlışlıklar bu gün maalesef tüm Müslümanlara mal edilmeye çalışılmakta ve Müslümanların bir arada olmamaları için büyük bir algı operasyonuna dönüştürülmektedir.

      Bizler Bu güne kadar bu hassasiyetle hem ülke çapında hem de yerel de ortak endişeleri taşıdığımız, ortak çalışma alanları oluşturduğumuz, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket ettik. Bundan sonra da birlikte hareket etmeye devam edeceğiz inşallah, Bu anlamda GÖKKUŞAĞI derneği olarak, gerek ulusal çapta gerekse uluslararası alanda yaptığı çalışmalarla gelecek için umut olan Anadolu platformunun kurucu unsurlarından birisi olarak bizler, insanlık âleminin merkezinde ve İslam ümmetinin bir parçası olarak, birlik ve dayanışma içerisinde hareket ederek, ihlâsla işlerimizi yürütmeye, birlikte yürüdüğümüz kardeşlerimizin ve kurumlarımızın hukukunu en üst seviyede koruyarak yolumuza devam edeceğiz. Bundan dolayı Anadolu platformunun kazanımlarını kendi kazanımları sayan, gökkuşağı derneği, Anadolu platformunun çalışma esaslarını ve teşkilatlanmasını da kendi kazanımı olarak görür ve çalışmalarının merkezine bu esasları alır. Hayatın her alanında çalışma ve davet yapabilme kabiliyeti geliştirmek için komisyonlar şeklinde çalışmalarını planlar ve uygular.

      Değerli yol arkadaşlarımız; Gönüllülük ve sorumluluk duygusu ile içinde bulunduğumuz teşkilatların insanları olarak bireysel ve toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için; bir arada bulunmak, birlikte hareket etmek, ortak paydalar ve düşünce zeminleri etrafında birbirimize kenetlenmek zorundayız. Çünkü bizlerin, yakın çevremize, içinde yaşadığımız topluma ve tüm insanlığa karşı sorumluluklarımız var. Bu sorumlulukları hakkı ile yerine getirmek, gücümüzü, imkânlarımızı daha yüksek hacimli işler yapmak, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek ve geleceğe taşımak için harcamalı, bu anlamda da emek, gayret ve çaba sarf etmeliyiz.

       Örgütlü olan iyi ve doğru İslami hareketlere destek olmayanlar,bu hareketlerin yükünü ve sorumluluğunu paylaşmayanlar,şunu çok net bilmeliler ki örgütlü şer hareketlerin içinde olmasalar bile iyiliği büyütmedikleri için; kötülüğe dolaylı olarak destek vermişlerdir.Allaha ve ahret gününe inanlar bu olumsuz tercihin,hesap gününde neye tekabül ettiğini şu an yapacakları bir muhasebe ve envanter de çok net göreceklerdir.Bireysel sorumluluklarımızı tek başına yerine getirebilsek dahi yaşadığımız çevremize karşı sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için birbirimize ve birlikte mücadele etmeye ihtiyacımız var.

         Kişisel ve toplumsal felaketlerin oluşmasının en önemli sebeplerinin başında, zihinlerde ve hayallerde gelecek algısı olmaması ve bunun için ise herhangi bir emek, çaba, gayret sarf edilmemesi yatar. Bu gün kafasını iki elinin arasına alıp da ben ne yapmalıyım kaygısına düşmeyen, bu günkü rahatını ve konforunu bozmak istemeyen, halinden memnun olanlara,şunu çok net söylemek gerekir,geleceği şekillendirenler rahatından vaz geçenlerdi.dün rahatından vaz geçmeyenleri ise bu gün gelecek şekillendirmiştir.aslında girdiği kabın şeklini almıştır.kaba şekil vermemiştir.saf ve sahih İslam ın gelecek nesillere taşınması gelecek nesillerin saf ve sahih İslam ile buluşmasının önündeki engellerin kaldırılması fikri, düşünsel birlikteliğin bu günkü emek çaba ve gayretimize bağlı olduğu çok net gözükmektedir.

      Saygıdeğer hazirun ve değerli dava ve yol arkadaşlarım! Bu idealler geçmişte vardı Allahın izni ile gelecekte de olacaktır. Ancak yüce Allah bizlerin bu işlerin neresinden tuttuğumuza ve kim için yaptığımıza, ihlâsımıza bakar. Hangi iş olursa olsun, yapılan işte ihlâs ve samimiyet yoksa bereket de olmaz. Bereketi olmayan işler sürdürülebilir değildir. Yüce Allah Meryem süresinin 76. ayetinde ne güzel buyurmuş: bismillahirahmanirrahim;“Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan Salih davranışlar, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.”Yüce Allah bizlerden ölene kadar kendisine kulluk etmemizi ister. Sürdürülebilir bir duyarlılık ister. Bu duyarlılık yoksa bir idealin geleceği de olmayacaktır. Allah’a hamd olsun ki bu camiada geçmişte ben merkezli, kendi şahsına çalışan, çıkarcı ve gösterişçi insanlar olmadığı için bu çalışmalar hep katlanarak arttı ve topluma umut oldu. Bir topluma umut olan bu kutlu dava ve en önemlisi haklı dava gelecekte de umut olacak bütün insanlığa fayda üretecektir. İşte bu sadakayı cariyedir. Bu Nuh un gemisinden sadece bir gemidir. Bu gemiye alabildiğimizce kadın, erkek ve çocuk almalıyız ki Yakup (a.s.)çocuklarına bıraktığı mirası bizlerde çocuklarımıza bıraka bilelim. Geçmişte bizler bunu böyle aldık, geleceğe de böyle devredeceğiz inşallah. Bu zihnin gelecek kuşaklarda da devem edeceğinden hiç şüphem yok. Yeter ki çalışmalarımızın merkezinde ihlâs olsun…
   
       Gönüllülük ve sorumluluk duygusu ile içinde bulunduğumuz sosyal yapının insanları olarak bireysel ve toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için bir arada bulunmak, birlikte hareket etmek zorundayız. Çünkü bizlerin, kendimize, ailemize, yakın çevremize, içinde yaşadığımız topluma ve tüm insanlığa karşı sorumluluklarımız var. Yeryüzünün imar ve ıslahı için bir arada bulunmak ve birlikte hareket etmek zorundayız.  İnanç değerlerimizin bizlere yüklediği sorumluluklarımızı yerine getirebilmek, kendimizi ve insanları Allah’ın rızasına kavuşturacak yol ve yöntemleri öğrenmek, öğretmek, kolaylaştırmak için birlikteliğe ihtiyacımız var. Bu çerçevede bu gün bu kutlu yürüyüşün bayrağını devralacak yönetim kuruluna desteklerinizi emek ve çabalarınız esirgemeyeceğiniz kanaati ile çıkacağımız bu yolda bizim esin kaynağımız isra süreci 80.ci ayet ve sizin değerli katkı ve emekleriniz olacaktır.

       Sayın istişare kurulu başkanım, sayın icra kurulu başkanım, sayın teşkilat kurulu başkanım, saygıdeğer basın mensubu temsilcileri ve siz değerli hazirun Bu günümüzde bizleri yalnız bırakmadığınız için hepinizden Allah razı olsun inşallah yeni yönetim kurulunu da müsaadeniz le huzurlarınız da sahneye davet ederek birlik ve beraberliğimizin nişanesi olarak tarihe bir not düşmeyi isteriz, bu programın hazırlanmasında emek ve gayreti olan arkadaşlarıma özellikle bu salonun tarafımıza tahsis edilmesin de ticaret sanayi odası başkanımız Sayın Nejdet TAKVA ve ekibine teşekkür ediyorum, uzak yakın buraya kadar teşrif eden tüm arkadaş ve misafirlerimize teşekkür ediyorum. Geçmiş hizmetlerinden dolayı bu gün bayrağı bize devreden 8. Yönetim kuruluna huzurlarınıza özenle teşekkür ediyorum.9.genel kurulunun yerelimize bölgemize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ederek hepinize hürmetlerimi sunar sizleri ve ailenizi yüce Allaha emanet ederim hepiniz kalın sağlıcakla. 

   Özkan SOYLUOĞLU
   Gökkuşağı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı


NAMAZ VAKİTLERİ
Şehir :
::
TAKVİM